Anasayfa Otomobil Haberleri Otomobil Haberleri Peugeot Türkiye Genel Müdürü Jean Pierre Vıeux: Türkiye’deki performansımızdan gurur duyuyorum.

Peugeot Türkiye Genel Müdürü Jean Pierre Vıeux: Türkiye’deki performansımızdan gurur duyuyorum.

e-Posta Yazdır

Daralan 2008 pazarına rağmen Peugeot Türkiye, Pazar payını arttıran ender markalardan biri oldu. Peugeot Türkiye Genel Müdürü Jean Pierre Vieux, Ahmet Çelik’e konuştu.



- Peugeot 2008 yılını Türkiye’de başarıyla kapattı. 2008 yılını kısaca özetler misiniz?.

- 2008 yılı Türkiye pazarı açısından özel bir yıl oldu. Yılın ilk aylarında 2007’ye oranla yüzde 25 bir artışla başladı. Mayıs ayında başlayan duraklama yıl sonuna kadar ciddi düşüşlerle noktalandı. Azalan bu Pazar içinde Peugeot’nun payı arttı. 2007 ile 2008’i kıyasladığınız zaman Peugfeot yüzde 7’lik bir ilerleme kaydetti. Pazar payı bu yıl yüzde 4.5’a çıktı. 1 puan kazanmış oldu. İyi bir yıl oldu diyebiliriz. Biz aslında daha iyi bir sonuç bekliyorduk. Bu başarıyı yeni ürünler piyasaya sürerek sağladık dilebilirim. Kasım 2007’de lansmanını yaptığımız Peugeot 308, arkasından Bipper. Biz Türkiye’de üretilen bu aracımızla gurur duyuyoruz. Çok da başarılı oldu. Partner Tepee’yi ithal ettik. Bu ürünümüz Türkiye’deki insanın beklentilerine yanıt veren bir ürün oldu. Satış rakamlarına bakarsanız bu ürünümüzle rekor kırdığımızı bize söyleyebiliriz. 2008’de yüzde 40’lık bir artış sağladık. Bu sıra dışı bir artış bence. Yeni ürünler dışında bu başarımızın başka anahtarları neler diye baktığımızda en önemlisi bayi ağımızla birlikte başardığımız servis kalitesi. Bir diğer faktör de araç alacak tüketicinin aklına Peugeot’nun getirilmesiydi. Bu da daha agresif bir politika geliştirmesize neden oldu. Bu sayede başarıyı elde ettik.

- 2009 yenilikleriniz neler, 2009 hedeflerinizi sıralar mısınız?

- 2009’da da pozitif dinamiği sürdürmemiz ve geliştirmemiz gerekiyor. 2009’da neler olacak. Tabi tüm otomobilcilerin yanıtını aradıkları soru bu. Esas belirleyici olan krizin daha ne kadar süreceği olacak. Ben bu konuda iyimser bakmayı tercih ediyorum. Yıl sonunda da pazarın 350-400 bin civarlarında olmasını bekliyorum. Bunun üzerine hesaplarımızı yapmalıyız diye düşünüyorum. Peki Peugeot ne yapacak? Biz yine geçen yılki rakamı tutturmayı hedefleyeceğiz. Pazar payını da yüzde 5,5 olarak tutturmamız lazım. Yani 1 puan daha kazanmayı hedefleyeceğiz. Bu tabi kolay olmayacak. 2008’de başarılı olan formülü aynen sürdürmek gerekiyor. Yeni ürünleri yine sunmak gerekiyor. Bayi ağını ve müşteri ilişkilerini geliştirmek gerekiyor. İletişim ve reklama yine ağırlık vermeye devam etmek lazım. Yenilikleri gelince… Üç hafta sonra Cenevre Otomobil Fuarı’nda lansmanı yapılacak, Peugeot 3008… 3008 4x4’e benziyor ama 4x4 değil, monospace’e benziyor ama monospace de değil. Binek araca da benziyor ama tam olarak o da değil. Bu üçünün bir karşımı diyebiliriz. Her bir araç tipinin olumlu özelliklerini alan bir araç. İki çeker bir otomobil. Çevreye çok duyarlı. Bu araca çok umut bağlıyoruz ve geleceğin otomobili diyoruz.

- Peugeot’nun Türkiye’deki imajı ve konumu konusunda neler düşünüyorsunuz?.

- Zor bir soru sordunuz. Biz dinamik bir marka olarak algılanmak istiyoruz. Son yıllarda da bu anlamda ciddi çabalar sarfettik. 407 modelimiz dinamizm açısından önemli bir simge. Bir taraftan çok ince diğer taraftan da çok agresif bir araç. İşte bizim de algılanmada aradığımız şey bu. Güzellikle agresifliğin olumlu bir karışımı arıyoruz. Otomobil diğerlerine oranla bir fark yaratmalı. Bizim için müşterinin bizi gerçekten güvenli, güvenilir ve kaliteli bir marka olarak algılaması önemli. Güvenilir ve sağlam bir markayız. Peugeot’nun gerçekten müşterilerine önem veren değer veren onlar için bir şeyler yapmaya çalışan bir marka olarak algılanmasını istiyoruz. Araçların üzerinde Peugeot’nun logosu olan aslanının bulunmasında müşterilerinin memnun olmasını istiyoruz. Markasıyla gurur duyması bizim için çok önemli. Daha Pazar payımız yüzde 4.5… İkna etmemiz gereken çok sayıda müşteri var.

- Ekonomik krizle birlikte Avrupa ve Türkiye’deki otomotiv pazarı büyük bir darbe gördü. Avrupa’da ne gibi önlemler alınıyor?, Türkiye’de iç pazarı hareketlendirmek için sizce neler yapılması gerekiyor.

- 2008’de tüm Avrupa’da toplam olarak piyasa yüzde 8 geriledi. Bu konuda PSA grubunda alınan önemlerde bazı yanlış anlamlar var onu düzeltmek isterim. Tabi ki araç satışları ve üretimleri azaldı. PSA da bunlardan dersler çıkartmaya çalmışıyor. Her olumsuzun önünde aslında olumlu yönleri de aramaz lazım. Bu durum gruplara da kendini sorgulama fırsatı veriyor. PSA bu durumda çalışan sayısını 11 bin gibi azaltma kararı aldı. Ama tabi hemen açıklayalım toplam 200 bin kişi çalışıyor PSA grubunda. Ancak bu 11 bin kişiyi işten çıkarma gibi öngörmüyor grup. Peugeot, gönüllü işten ayrılmaları ön görüyor. Genelde Türkiye’de yüzde 60’lık bir gerileme yaşandı. Neden diye bakıldığında bunun aslında bir finansman krizinden kaynaklandığını görüyoruz. Finansman krizi nedeniyle otomobil satışları da neredeyse sıfıra düştü kredili satışlar. Oysa Türkiye’de otomobil satışlarının yüzde 80’i kredili satışla satılıyordu. Çözüm bulacaksak, çözüm de buradan gelmelidir. Her şeyden önce bankaların güven ortamına kavuşması lazım. Bankaların müşterilerimize güvenir hale gelmesi lazım. Bunun işaretleri başladı ama yeterli seviyede değil. Başka önlemler de konuşuluyor. Hurda indirimi gibi, çevreci araçları koruma gibi. Her ülkedeki her hükümet, kendi bütçesi ölçüsünde bu tür önemleri alıyor. Bırakalım Türkiye hükümeti bu konuda çalışsın. Ama bu konuda spekülasyon yapmayalım. Geleceğe spekülasyonlarla bakmayalım. Aslında kriz koşullarında hepimiz çok agresif fiyat politikaları geliştirmeye başladık. Baktığımız zaman fiyatlar açısından olabilecek en düşük seviyedeyiz. Şu an araçların satış fiyatları Ocak 2008 fiyatlardan bile düşük. Oysa yüzde 10’luk enflasyon var. Döviz kurunda yüzde 30’luk bir kayma yaşandı. Yani şu anda fiyatlar olabilecek en düşük seviyede. Bu fırsattan yararlanmayı düşünmemiz lazım.

- Peugeot çevreci otomobiller konusunda bir atılım yaptı. Bu konuyu biraz açar mısınız?

- Son zamanlarda çevre konusunda çok iletişim yapıyoruz. Peugeot gerçekten çevreyi konuyan araçlar konusunda bir çaba içinde. Bunu yaparken de yeni bir simge kurduk, Blue Lion yani mavi aslan simgesini kullanıyoruz. Peki nedir bu mavi aslan derseniz o da şu. Eskiden otomobil çevreyi kirleten bir araç olarak algılandırdı. PSA Grubu bunun farkında olarak dizel araçlarımızda ilk partikül filtresini kullanan marka da biziz. Geleceği, çocuklarımızı düşünmek zorundayız. Doğayı tahrip etmemeliyiz. Peugeot bu açıdan büyük yatırımlar yaptı. Tüm Avrupa pazarında karbondioksit salınımı yüz otuz gramın altında olan araçlar sıralamasında Avrupa’da lider konumundadır. Bu durumu müşterilerimizle paylaşmaya karar verdik,. Blue lion’un üç özelliği var. birincisi bu araçlar yüzotuz gramdan daha az karbon salınımına sahipler. İkincisi otomobilin yeniden kullanımı çok önemli. Bu araçların yüzde 95’i yeniden kullanılabilir özelliğe sahip. Otomobilin atıklarıyla da çevreyi kirletmiyoruz. Üçüncü faktör ise bu fabrikalarda bir nevi İSO normlarına uyuyor uyması. Bu da doğrudan ürüne ve çevreye yansıyor. Müşterimize bunu söylerken Bule Lion alan müşterilerimize 1000 liralık bir indirim uygulayalım dedik. Biz bunu söylemeden önce de 2008 yılı içinde sattığımız 308’lerin yüzde 80’i bu blue lion özelliğine sahip olan araçlar. Birçok aracımızda bu özellik var. Müşteride bir iz bırakmasını istiyoruz. Bipper’larda dizel motorlarında da blue lion özelligine sahip araçlar. Bununla da gurur duyuyoruz.

- Peki tüketici bu çevreye duyarlı araçlara tepki veriyor mu?.

- Müşterinin gittikçe duyarlı olacağına inanıyorum. Şu anda yok ama başlıyor. Teknik olarak daha az karbondioksit salınıma neden olursak daha az akaryakıt harcamamız demektir. Daha az tüketmek demektir ki daha ucuza geliyor anlamına geliyor. İndirimli bir araç alıyorsunuz, daha az yakıyor ve komşumun aracına göre çevreye daha duyarlı bir araç kullanıyorum demektir. Türk müşterisinin bir numaralı önceliği bu değil ama kriz ortamında herkesin paraya ihtiyacı var. Daha az tüketim ve indirim avantajlarıyla bu tür araçlara ilgi olacağına inanıyorum.